|
NAFiLE-TEHECCÜD-HASTALIK-TEDAVi-ÖLÜM-ZEKAT | Hadis-i Şerifler | |
|
Allah Teâlâ buyurmuştur ki: "Kulum bana,kendisine farz kıldıklarımı yerine getirmekten daha iyi şeyle yaklaşamaz. Ondan sonra, kulum bana nâfile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, nihâyet ben onu severim. Ben onu bir de sevdim mi, artık işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı olurum. Bir şey isterse, hemen veririm, bir şeyden de bana sığınırsa, onu muhakkak korurum.
Her kim oniki rekât nafile kılmaya devam ederse, Allah onun için cennette bir köşk yapar: Öğleden önce dört rekât, öğleden sonra iki rekât , akşam namazından sonra iki rekât, yatsıdan sonra iki rekât , sabah namazından sonra önce iki rekât.
Akşam hariç, iki ezan arasında bir namaz vardır, dileyen kılar.
Gece kıldığınız namazın sonu tek olsun.
Vitir, gecenin sonunda tek rekâttır. Gece namazı ikişer ikişerdir. Bitirmek istersen sonunda bir rekât kılar, böylece sonunu teklemiş olur.
Kim gecenin sonunda kalkamamaktan korkarsa, gecenin başında vitrini kılsın, sonra uyusun.
Gece namazı kılmalısınız. Çünkü bu, sizden önceki iyi insanlardan âdetidir. Zira, gece namazı kişiyi Allah'a yaklaştırır, günahlardan alıkoyar, kötülüklere karşılıktır, bedenden hastalıkları giderir.
Ne kadar da ısrarcısınız! Neredeyse bu teravih namazının size farz kılınacağını sandım. Namazı evlerinizde kılmalısınız! Farz namazından başka, kişinin en hayırlı namazı, evinde kıldığı namazdır.
Kıyamet gününde, amelinden yana, kulun ilk önce sorguya çekileceği şeyi namazdır. Eğer bunun hesabını verirse, kurtulur. Veremezse, eli boş dönüp, büyük bir zararla karşılaşır. Farz namazında bir eksik çıkarsa, Rab Teâlâ der ki: "Gel, bak bakalım kulumun nâfile namazı var mı?" Bakılır, varsa getirilir ve onunla farz namaz tamamlanır. Sonra diğer amelleri de bunun gibi olur.
Sabır, felaketle ilk karşılaşma anında olur.
Herhangi bir Müslüman'ın başına bir musibet geldiğinde, "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn," derse, Allah ona daha hayırlısını verir.
Kime, gerek malına, gerek canına bir musibet gelir de, sabreder, kimseye açıp şikâyet etmezse, artık Allah'ın onu bağışlaması bir hak olur.
Bir hastanın yanına varırsanız, size dua etmesini söyleyin, çünkü onun duası meleklerin duası gibidir.
Tedaviler arasında , kan aldırmak en faydalı olanıdır!
Çörekotunda, ölüm hariç her türlü hastalık için şifa vardır!
Nazar haktır, eğer kaderi bir şey geçseydi, nazar onu geçerdi.
Hakkında birçok insanın aldandığı iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit.
Hiçbiriniz, başına gelen bir zarardan dolayı, sakın ölümü dilemesin. Mutlaka böyle birşey yapması gerekiyorsa, şöyle dua etsin: "Allah'ım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Ölmek benim için daha iyi ise, canımı al!"
Ölülerinize Lâ ilâhe illâllah'ı telkih edin!
Cenazeleri acele götürünüz! Eğer iyi ise, bir an önce yerine ulaştırmış olursunuz, kötü ise, bir an önce sırtınızdan atıp, rahatlarsınız.
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir ölüyü gömdükten sonra şöyle dua etti: "Allah'ım! Sen onun Rabbisin, onu sen yarattın. Onu İslâma sen hidayet ettin. Ruhumu alan da sensin. Gizli ve açık hâllerini en iyi bilen sensin. Onu affetmen için aracılık etmeye geldik, ne olur onu bağışla!
Kişinin, yaşarken bir para sadaka vermesi, ölürken yüz para sadaka vermesinden daha hayırlıdır.
Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Gerçek fakir, bir veya iki lokma, ya da bir veya iki hurma ile baştan savulan değildir, asıl fakir, ihtiyacını giderecek bir şey bulamayan, kendisine sadaka verilmesinin zarureti bilinmeyen ve kalkıp insanlardan da dilenmeyen kimsedir.
Sadaka, Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölüme engel olur.
Allah için vermekle mal eksilmez. Allah, affeden kulunun şerefini daha da arttırır. Allah için tevazu gösterin, Allah daha da yükselir."
Müslüman olup, kendisine yetecek kadar rızık verilip, Allahın verdiklerine kanaat eden, gerçekten kurtuluşa ermiştir.
Biriniz mal ve huy bakımından kendinden üstün birini gördüğü zaman, kendinden aşağı olana baksın.
Yedi sınıf insan vardır ki, Allah, kıyamet gününde, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı zamanda, onları kendi gölgesinde gölgelendirecektir: Adaletli davranan yönetici. Allah'a ibadet ederek büyüyüp yetişen genç. Çıkıp dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kişi. Buluştuklarında da, ayrıldıkların da da Allah sevgisinde birleşip, birbirini seven iki kişi. Alımlı bir kadın kendisini sevişmeye davet edince: "Ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım," diyen namuslu kişi. Sağ elinin verdiğini sol bilemeyecek derecede yardımını gizli yapan insan. Issız yerde Allah'ı anıp da gözleri dolu dolu olan kişi. | ||