Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

 
Konu: MÜKELLEFİN FİİLLERİ -I  (Ef’al-i mükellefin)       Ders 15

Mükellef: Cenab-ı Hakk’ın yap veya yapma hitabına muhatap olan her akıllı ve buluğa ermiş, hür, müslüman erkek ve kadına denir.

1.  FARZ

Cenab-ı Hakk’ın her mükkelleften yapmasını kesin ve bağlayıcı bir ifade ile istediği emirlere denir.

Hükmü: Farzı işleyen sevap kazanır, terkeden günah kazanır, inkar eden dinden çıkar.

a.      Farz-ı ayn: Her mükelleften ayrı ayrı yapmaları istenen emirlerdir. Namaz kılmak gibi

b.      Farz-ı kifaye: Toplum olarak yapılması istenen, yani belli bir müslüman toplumunun yapmasıyla diğerlerinin üzerinden düşen emirlere denir. Her türlü cihat, Cenaze namazına iştirak, müslümanların ihtiyaç duydukları sanat ve ticareti yapmak gibi. Şayet bunun gibi emirleri hiç kimse yapmazsa bütün toplum sorumlu olur.

2.  VACİP

Cenab-ı Hakk’ın her mükelleften kesin olmayan ve zan ifade eden  bir emirle yapılmasını istediği fiillere vacip denir. Kurban kesme, namazda fatihanın okunması, vitir namazı kılma gibi. Şafii mezhebine göre vacip yoktur. Vacip tabiri hanefilere aittir.

Hükmü: Vacip bir emri işleyen sevap kazanır, terkeden günah kazanır, inkar eden ise dinden çıkmaz. Çünkü zan ifade daima müslümanların lehine yorumlanır. O kişi küfürle değil sapıklıkla itham olunur.

Mendüp: Farz ve vacip dışında yapılması uygun görülene davranışlar demektir. Kuvvetliden zayıfa doğru olmak üzere Sünnet, müstehap, fazilet ve adap olarak sıralanır.

3.  SÜNNET

 Farz ve Vacip kapsamı dışında kalan yani kesin ve bağlayıcı olmaksızın Hz. Peygamberin tavsiye ve örnek olma niteliğini taşıyan söz ve fiillerin genel adıdır.

Hükmü: Yapılması tavsiye edilen fakat terkedilmesinde bir günah ve ceza gerekmeyen fiillerdir. Eğer bir sünnet mütevatir ve sahih bir hadisle ortaya konmuşsa inkarı küfrü gerektirir.

a.      Sünnet-i Müekkede: Hz. Peygamberin devamlı yaptığı bağlayıcı ve kesin bir emir olmadığını göstermek için nadiren terkettiği fiillere denir. Ezan okumak, kamet getirmek, cemaatla namaz kılmak gibi. Böyle bir sünneti işleyen Allah katında sevap kazanır, terkeden cezaya çarpılmazsa da dinen azarlanmayı ve kınanmayı hak eder.

b.      Sünnet-i Gayr-i Müekkede: Hz. Peygamberin bazan yaptığı, bazan da terkettiği fiil ve davranışlardır. İkindi ve yatsı namazlarının farzından önce kılınan sünnetler gibi. Bu sünneti yerine getiren sevap kazanır ve övgüye layık olur, terkeden dinen kınanmaz.

c.       Zavaid veya âdeti Sünnet: Hz. Peygamberin Allah’ın dinini açıklama niteliği taşımaksızın insan olması itibariyle yaptığı normal ve beşeri davranışlara denir. Peygamberimizin giyim-kuşamı, yeme-içme tarzı ve zevkleri gibi. Bunların yapılması dinen tavsiye edilmemesine ramen bir kimse ona olan sevgi ve bağlılığının bir ifadesi olarak yaparsa sevap ve övgüye layık olur. Yapmayan insan günah işlemiş sayılmaz.

4.  MÜSTEHAP

 Hz. Peygamberin bazen yapıp, bazen de yapmadığı, alimlerin ve salih kullarının öteden beri yapageldikleri ve tavsiye ettikleri fiil ve davranışlardır. Bunlar âdab  ve ahlak kuralları niteliğindedir. Bunlara nafile de denir.

5.  MUBAH

Mükellefin yapıp ve yapmamada serbest olduğu fiillere denir. Mubah için helal veya caiz tabirleri de kullanılır. Kişinin yemesi-içmesi, oturup-kalkması veya dinen yasak olmayan bir fiili işlemesi gibi.

 Yazdır

   

Geri

  6556